Her dakika başka bir karar anı,
Sürekli yepyeni yol ayrımları...
Çoğu zaman sanki hayatımızın en önemli kararıymış gibi bizi heyecanlandıran,
Bazen de vermekle hayatımızda hiçbir şeyin değişmeyeceğinden son derece emin olunan,
Ama sonuçta öyle ya da böyle aslında hayatımızın yönünü milim milim de olsa değiştiren kararlar.
Ve biliyoruz ki aslında o çok da önemsenmeyen milimler sonunda toplanınca kilometreler ediyor.
Ve arada bir durup bakmayınca nerede olduğunuza,
O kadar kilometreyi geri dönmek de pek bir anlamsız geliyor.
Ama sonuçta o da yeni bir karar,
Ve geri dönmek de seçimlerden sadece biri...
Neden yaşıyorum ? Ben neden varım ? Her sabah uyanmak ve güne başlamak için iyi bir nedenim var mı ? İşte bütün bu sorular kafamda dans ededursun, ben yaşam amacımı bulmak için çıktım bir yolculuğa. Bu sebeple de yazıyorum işte öyle, içimden geldiğince ve de dilim döndüğünce...
yön etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yön etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Temmuz 2010 Perşembe
9 Şubat 2010 Salı
Gittiğin Yolu Beğenmiyorsan, Yönünü Değiştir !...
Her gün, hatta her an bu seçimi yapma şansımız var aslında.
Yeter ki bunun farkında olalım...
Oysa çoğu zaman daha güne başlarken, havanın kapalı olmasını, o günün haftanın ilk günü olmasını, hatta ve hatta uyandığımızda evimizin soğuk olmasını bahane ederek, ne kadar çaresiz, ne kadar mutsuz ve bezgin olduğumuzu düşünerek güne başlarız.
E güne böyle başlayınca da, doğal olarak bu enerjimize uygun pek çok şey üst üste karşımıza çıkmaya devam eder, ve gerçekten de çaresiz, mutsuz ve umutsuz olduğumuz konusunda ne kadar haklı olduğumuzu bize kanıtlamak istercesine fırsatlarla donanır hayatımız...
Tam o sıralarda içimizde bir ses "e madem mutsuzsun, neden seni mutlu edecek olan şeyi yapmıyorsun?" diye fısıldar. Ama biz ne yaparız ? O sesi duymamazlıktan gelerek, sanki öyle bir ses ve de nefes yokmuş gibi davranırız.
Sonuçta hayat bizim hayatımız.
İstediğimiz sesi duymakta, istemediğimizi ise duymamazlıktan gelmekte tamamen özgürüz.
Kimseye bunun için bir hesap da vermemiz gerekmiyor, kendimize bile.
Ta ki, artık her gün aynı şeyleri yaşamak bizim için çekilmez bir ızdırap halini alıncaya, ve sabah yataktan kalkmayı bırakın, gözlerimizi güne açmaya bile halimiz kalmayıncaya kadar...
Aslında işi o noktaya getirmeye hiç gerek yok.
Yaşadıklarımızın, yaptıklarımızın ve de söylediklerimizin bizi mutlu edip etmediklerini anlamamız son derece kolay. Tek yapmamız gereken, ne hissettiğimize bakmak, içimize bakmak. Çünkü içimiz bize yalan söylemez.
Eğer yaptığımız bir şeyden ya da söylediğimiz bir sözden, ya da aldığımız bir karardan sonra, içimizdeki fırtına hala devam ediyor, içimizi kemiren düşünceler bu faaliyetlerine devam ediyorlarsa, bilin ki yaptığımız ya da söylediğimiz bizi mutlu etmeyecek.
Bu durumda yapılacak tek şey var.
Yönünü değiştir !
Yönünü değiştirmekten korkma !
Yanlış yöne gitmekten korkmana gerek yok.
Çünkü bu hayatta hepimiz sınırsız yanlış yapma hakkına sahibiz.
Yeter ki içimizdeki rehbere güvenip, onun sesine kulak verelim...
Yeter ki bunun farkında olalım...
Oysa çoğu zaman daha güne başlarken, havanın kapalı olmasını, o günün haftanın ilk günü olmasını, hatta ve hatta uyandığımızda evimizin soğuk olmasını bahane ederek, ne kadar çaresiz, ne kadar mutsuz ve bezgin olduğumuzu düşünerek güne başlarız.
E güne böyle başlayınca da, doğal olarak bu enerjimize uygun pek çok şey üst üste karşımıza çıkmaya devam eder, ve gerçekten de çaresiz, mutsuz ve umutsuz olduğumuz konusunda ne kadar haklı olduğumuzu bize kanıtlamak istercesine fırsatlarla donanır hayatımız...
Tam o sıralarda içimizde bir ses "e madem mutsuzsun, neden seni mutlu edecek olan şeyi yapmıyorsun?" diye fısıldar. Ama biz ne yaparız ? O sesi duymamazlıktan gelerek, sanki öyle bir ses ve de nefes yokmuş gibi davranırız.
Sonuçta hayat bizim hayatımız.
İstediğimiz sesi duymakta, istemediğimizi ise duymamazlıktan gelmekte tamamen özgürüz.
Kimseye bunun için bir hesap da vermemiz gerekmiyor, kendimize bile.
Ta ki, artık her gün aynı şeyleri yaşamak bizim için çekilmez bir ızdırap halini alıncaya, ve sabah yataktan kalkmayı bırakın, gözlerimizi güne açmaya bile halimiz kalmayıncaya kadar...
Aslında işi o noktaya getirmeye hiç gerek yok.
Yaşadıklarımızın, yaptıklarımızın ve de söylediklerimizin bizi mutlu edip etmediklerini anlamamız son derece kolay. Tek yapmamız gereken, ne hissettiğimize bakmak, içimize bakmak. Çünkü içimiz bize yalan söylemez.
Eğer yaptığımız bir şeyden ya da söylediğimiz bir sözden, ya da aldığımız bir karardan sonra, içimizdeki fırtına hala devam ediyor, içimizi kemiren düşünceler bu faaliyetlerine devam ediyorlarsa, bilin ki yaptığımız ya da söylediğimiz bizi mutlu etmeyecek.
Bu durumda yapılacak tek şey var.
Yönünü değiştir !
Yönünü değiştirmekten korkma !
Yanlış yöne gitmekten korkmana gerek yok.
Çünkü bu hayatta hepimiz sınırsız yanlış yapma hakkına sahibiz.
Yeter ki içimizdeki rehbere güvenip, onun sesine kulak verelim...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)