karar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2010 Perşembe

E Kararsızsızlık Da Bi Yere Kadar !...

Her dakika başka bir karar anı,
Sürekli yepyeni yol ayrımları...
Çoğu zaman sanki hayatımızın en önemli kararıymış gibi bizi heyecanlandıran,
Bazen de vermekle hayatımızda hiçbir şeyin değişmeyeceğinden son derece emin olunan,
Ama sonuçta öyle ya da böyle aslında hayatımızın yönünü milim milim de olsa değiştiren kararlar.
Ve biliyoruz ki aslında o çok da önemsenmeyen milimler sonunda toplanınca kilometreler ediyor.
Ve arada bir durup bakmayınca nerede olduğunuza,
O kadar kilometreyi geri dönmek de pek bir anlamsız geliyor.
Ama sonuçta o da yeni bir karar,
Ve geri dönmek de seçimlerden sadece biri...

4 Mart 2010 Perşembe

Yarın Ne Hissedeceğimizi Bugünden Bilmediğimiz Sürece, Hiçbir Konuda Söz Veremeyiz...

Insan, tepkisel bir varlıktır, ve olaylar ya da kişiler karşısında varlığını, olaylara ve kişilere verdiği tepkiler çerçevesinde ispatlamak gibi bir kişisel davranış alışkanlığı geliştirmiştir.
Işte tam da bu yüzdendir ki, tepkisel varlıklar olarak yaşadığımız sürece, yarın hakkında vereceğimiz tüm kararlar yalandan ibaret olacaktır, zira yarın ne yapmak isteyeceğimizi ve yarın ne hissedeceğimizi bugünden hiçbirimiz bilmiyoruz.
E böyle olunca da, bugünden yarın için ya da 1 hafta sonrası için çevremizdeki kişilere birtakım sözler veriyoruz, fakat aradan geçen süre içerisinde biz değiştiğimiz ve o gün geldiğinde, sözü verdiğimiz güne göre bambaşka biri haline geldiğimiz için sözü verdiğimiz gündekinden bambaşka hislere sahip olduğumuz için de, ya sözümüzü tutamıyoruz, ya da her türlü can çakişmemize ve kendimize zamanı zehir etmemize rağmen sözümüzü tutuyor fakat keyifle geçireceğimiz o zamanın bitip tükenmesi için de bir yandan dakikaları sayıyoruz.
Dolayısıyla geleceğimizi kendimizin yaratacağını bilene kadar, geleceğimizin nasıl olacağını bilemeyiz. Geleceğimizin nasıl olacağını bilemediğimiz durumda da, aslında hiçbir konuda söz veremeyiz, vermemeliyiz.

Tepkisel olmak yerine yaratıcı olduğumuz, kendi gerçeğimizi yarattığımız ve sadece istediklerimize odaklandığımız zaman, yarın ne isteyeceğimizi ve nasıl hissedeceğimizi bilebilir, bu sayede de yarın ya da daha sonrası için sözler verebiliriz.

Bu yüzden bu saatten sonra kimse benden hiçbir konuda söz vermemi beklemesin lütfen, zira size söz veriyorsam bilin ki o sözü tutmayacağımdandır...

7 Şubat 2010 Pazar

Hatanızı Sevgiden Yana Yapın !..

Karar anlarında aslında hatırlamamız gereken belki de tek gerçek "Şimdi sevgi ne yapardı ?".
Böylece verdiğiniz karar yanlış bile olsa, siz hatanızı sevgiden yana yapmış olmanın iç rahatlığıyla gece yastığa başınızı koyabilirdiniz...

Hiç kuşku yok ki hayatımızda pek çok kararlar veriyoruz, tabii bir de bizim yerimize verilen kararlar var ki, onlar için zaten söylenecekler çok ama çok farklı...

Kendi kararlarımızı verirken neleri düşünüyoruz peki, hiç düşündünüz mü ?
Ben size söyleyeyim...

Çok küçük bir azınlığın dışında genel olarak hepimiz karar verirken vereceğimiz karar sonrasında çevremizde sevilen birey olma durumumuzu korumayı, ya da verdiğimiz karar neticesinde çevremizdeki insanların bu kararımızdan en az etkilenmesini düşünerek, çoğunlukla da aslında gerçekten düşündüğümüz, hissettiğimiz ve de tüm kalbimizle yapmak istediğimizi şeyi yapmaz, çevrenin olası tepkilerini de düşünerek yapacağımız şeyi biraz daha yumuşatarak ve kabul edilebilir hale getirerek, aslında ne gerçekten yapmak istediğimizi yapabiliriz, dolayısıyla verdiğimiz kararın sonucu da hiç de bizim elde etmeyi istediğimiz gibi bir sonuç olmaz, ne de başkalarına da gerçekten bir iyilik yapmış oluruz.
Elde ettiğimiz sonuç "Neden böyle oldu şimdi ? Halbuki ben neler hayal etmiştim, ne elde ettim !.." şeklinde genelde dile gelen ve halk arasında "hayal kırıklığı" şeklinde de ifade bulan, ama aslında başlı başına "kullanım hatası" sınıfına giren bir durumdur.
Çünkü nasıl bir spor ayakkabısının çamaşır makinesinde yıkanmayacağını aslında çoğumuz bilir, buna rağmen biraz kirlendiğinde çamaşır makinesinde yıkar ve makineden çıkardığımızda elimizdeki ayakkabının bizim zamanında satın aldığımız ayakkabı olmadığını iddia edersek, aynı şekilde içinizdeki sese kulak verip, kalbinizi ve onun sevgisini dinleyip karar verecekken araya giren ve "Hooopppp, arkadaş, bir dakika ! Bir de ben bakayım şu olaya, nedir, ne oluyor, ben doktorum !" nidaları ile olaya, yani karar sürecinize müdahele eden zihninizin kararınızı sevgiden uzaklaştırarak tamamen mantığınıza uyumlu bir hale getirmesiyle, siz de aslında ulaşmak istediğiniz sonuçtan kilometrelerce uzakta kendinizi bulur, buna rağmen yine de hayal kırıklığı yaşarsınız...

Ne bekliyorsunuz ki, pardon da...

Bu konuda söyleyeceğim son şey de şudur, ne yapıyorsanız yapın, ama lütfen hata da yapacak olsanız, hatanızı sevgiden yana yapın ! Çünkü hata da yapsanız kalbiniz sizi zihniniz gibi yiyip bitirmez, tam tersine o sizinle gurur duyar, ve ne olursa olsun, o sizi sevmeye devam eder, sizi yargılamadan, ya da çevrenizdekilerle kıyaslamadan...